bak blog...
ben yazmıyorum ya.. yemin ediyorum neler kaçırıyorsun, bilemezsin.
şimdi, üşenmeyeceğüim ve en son belediyede başıma gelen bir şeyi yazacağım.
bizim belediyede... (bizim belediye dedim ama ne kadar aittim oraya bilmiyorum hala) iskan ve ruhsat gibi işler için nüfus ve vatansaşlık işleri genel müdürlüğnden alınması greken bir şifre mevcutmuş... şu anda belediyenin kullandığı şifre yaklaşık 1.5 yıl önce emekli olan birine ait. ve bu şifre hali hazırda kullanılıyor. geçen perşembe şifre çalışmadı ve küçük çaplı bir kıyamet koptu. şöyle bir dialog geçti.
-neden yeni şifre istemediniz?
+ istatistik müdürlüğüne konu ile ilgili yazdık
- peki ne dediler
+daha cevap gelmedi
-peki telefon ettiniz mi (bu sırada yazı ne zaman yazılmıştır acaba diye düşünüyorum),
+telefona gerek yok, yazıya cevap vermek zorundalar, hem kimi tanıyoz da, telefon edeceğiz
-??!!!! tanımak?
..
.
.
- iyide ya yazı gitmediyse
+ölye şey olur mu canım, gitti tabi ki
- ??!!!!... peki ya cevap gelemezse
+ gelmek zorunda
kısa bir araştırmadan sonra yazının yaklaşık 8 ay önce yazıldığını öğrendim... yani bizim yazı işleri denilen birim 8 aydır öylece beklemeyi marifet biliyor. daha kötüsü yazıya cevap verecek birim istatisk kurumu falan değil tabi ki. yani bekleyişte boşuna. :)
şimdi diye biliriz ki iso herşeyi sen mi biliyorsun diye... ama çıldırmamak için insan zor tutuyor bazen kendini.
konuşmanın öncesi ve sonrası var bi de...ve benim tansiyon tavan yapmıştır eminim.
konuşma sonrası
ankarada tanımadığım (!) insan evlatlarına telefon ettim ve yaklaşık 3 dakikada şifreyi nasıl temin edileceğini öğrendim... ilgli yazıyı yazıp gönderdim. şifre haftaya mailime gelecek. işte hepsi bu...
gelmez ise telefon ile hesap soracağım.
buralar çok eğlenceli arkadaş...valla bildiğin gibi değil...
hiç sıkılmıyorum... bunun için zaman yok çünkü :)..
sevgiler...
belediye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
belediye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
13 Mart 2010 Cumartesi
30 Ocak 2010 Cumartesi
Hayat...
İnsan bazen mallaşıyor....
bu cümledeki mal da... insan da, ben oluyorum... dün akşam üstü, sanırım iyi niyetle hareket ettiğim son gündü.
iç işleri bakanlığından yazı geldi... bu memlekette iki aydır duruyorum ve beni belediye için yalvar yakar işe çağran ahmak insanlar, bırakın memlekete iyi bişey yapmak için telaş etmeyi, bir fen memurunu işe almayı başaramadılar... ve ben üç aydır işsizim.....
buna ek olarak son beş yıldır ilk kez babamdan para istedim. ama borç bulup geri verdim çaktırmadan... babam tabiki parayı istediğinden falan değil ama.. yinede verdim işte... onun desteği olmasa ne yapardım sahiden...
küçük yerlerin küçük kalma sebepleri buldum!... çünkü, küçük beyinli insanlardan oluşuyorlar...
kadrosunun mimar çalıştırmaya izin vermediği bilmeyen bir başkandan bahsediyorum... gerçi ona sorsak teniker olarak kadro olduğunu söyleyip tekrar süreci başlatmak isteyecek gibi duruyor. kendi adına bişey olmadığı için tekniker ve mimar arasında ki farkıda çok umursamıyor demek oluyor bu da... burda şunu belirteyim ki sorun kesinlikle para değil, ama bir anlaşılmışlık ve el sıkışılmışlık üzerine tekrar konuşmak, tek kelime ile adice....
yani siz bir usta ile anlaşın, sonra adam işi yapıp bitirince tekrar pazarlık edin!.. işte burdaki aptallık bu.
sadece bunlada sınırlı değil... fen işleri diye varolan bir oda var... ama ne oda!!!.... sıçan yavrusunu kaybeder o odada... 20 yıldır kullanılan ve arşiv denilen düzenden bihaber bir odadan bahsediyorum. daha ilk geldiğim gün odanın masa sandalye gibi dolap gibi şeylere ihtiyacı olduğunu söyledim. duyduğum şey manidardı.... ''belediyenin parası yok''
lan madem paran yok neden mimar istiyorsun ki!!!... ben buraya yan gelip yatıp maaş almak için değil, belli ki iş yapmak amacıyla geliyorum...
benim buraya gelmem, aynı çocuğunuzun beslemek için balık istemesi gibi bişey. çocukğunuz yanlızca balık ister; ama siz ona fanus almanız gerektiğini, oksijen makinesi, kum ve çakıllar almanız gerektiğinizde bilirsiniz.... iste burdaki balık/sazan ben oluyorum...
ve haklı olarak bir fanus yani oda hayal ettim... ama cevap yukardaki gibi oldu.
bunu duyunca şaşırsamda önemsemedim. maaşımla kendi odamı kendim düzerim gibi aptal bir iyi niyete bile kapıldım....
sonra, günler geçti ve yazışmaların sonu gelmez olduğu bir sırada... bilgisayarı sordum, çünkü oda da bilgisayarım yoktu... gerçi fen işleri odasında bir tane ''buldum'' (evraklar arasında unutulmuş denilecek bir bilgisayar) ..tarihi değer olarak bir değeri olsa da, çok fazla işe yaramadığını görmem zor olmadı.... ram..ekran kartı... bellek... hepsi dedem yaşında...
bu durumda her mantıklı insanın yapacağı gibi bir bilgisayar istedim... ama aldığım cevap eskisinin kullanılması yönündeydi... itiraz ettim... cevap daha da manidar...
''aslında burda çokta bilgisayara gerek olmayacaktır, ne dersin ismail''...
tek kelime ile şok oldum... çizim yapmam... yazışmalar ve mailler için bilgisayara gerek yoktu öyle mi?!!... belkide teknoloji o kadar ilerlemişti!!??, artık bilgisayara gerek yoktu...
yine bir iyi niyet anımda, çok çok düşünüp, ömrü hayatımda tek bir kez bile kullanmadığım kredi kartı ile bir laptop ala bileceğimi varsaydım... ''burası küçük bir belediye ve imkanları elbette sınırlı'' idi.. belediyeyi zora sokmamak gerekirdi...
bu ve benzeri bir dolu hamle de... pet shoptan satın alınan bir balık olarak! yaşamsal şeyler istedim... sonuç değişmedi. meğersem belediyeye girip kapağı atmak asıl önemli olanmış... iş yapmak gerek miyormuş!!...
sen işe gir!! gerisini napacan.. oda bile vermeseler olur anasını satim!!....
bu arada oteldeki tadilatlar oyaladı beni sanırım... iki tane güzel özel hamam yaptık.. sigara içme bölümü.. kapılar... radyatör değişiklikleri gibi oyalayıcı şeyler işte...
burada mutsuz olduğumu söyleyemem .. zira burası benim bebekliğim dahil ömrümün nerdeyse üçte birinin geçtiği bir yer...
ve öyle sahiplendim ki.. gelir gelmez adanamdaki gibi kümes yaptım hemen. tavuklar aldım. ama onlar bile şimdi zor durumda.. bir tanesi hastalandı dün... ve şu anda ölmek üzere, belkide bu satırları yazarken ölmüştür. bilemiyorum. aslında bir tanesinin ölmesi de önemli değil ama tavukçuluktra 'kıran girmesi' diye bişey vardır. biri öldümü sırayla hepsi ölür. engel olamazsınız genelde...
her neyse...
beldeiyecilikten seçmelere devam edeyim... hükümet 2000 nufusun altında olan beldiyelerin belediyeliklerinin alınmasını öngören bir yasa hazırlamışlardı. belki hatırlarsınız. sonra iptal edildi anayasa mahkemesince. şimdi görmekteyim, ne kadar mantıklı bir işmiş o iş. belediye de oturan toplam 4 kişi var ve hiç bir iş yapmıyorlar. yanlış anlmayın iş yapmıyorlar demiyorum. çünkü yapacak bir iş yok... ve iş yokluğundan artık oturmaya alışmışlar. yemin ediyorum, yapılması gereken tüm işlerin tamamını birtek kişi yapabilir. ben yaparım mesela ve bundan eminim. çalışanlardan biride benim kuzen... fen işlerine girseydim ya da girersem (malesef beni bırakmak istemeyeceklerdir ve ilk aşamada bana ait alternatif bir planım yok) o aptal çarkın içindeki bir diğeride ben olacağım...
haaa!! dün kötü bir gündü yaa... buralardan biri, ben intihar edecem diye tutturdu :)... sinirden gülüyorum yeminlen... gece bir yarısı işimiz yok gibi onla uğraştık... hey allaamm....
lan sayı ile mi verdiler sizi...
sonraaa....
iki kere birilerini hastaneye götürdüm... bu arada benim derdim yok gibi herkes bana dert anlatıp durdu, dert babası oldum burda.... bakma yazyıorum burayada biraz açılıyorum. yoksa kimseye bişey demiyorum.. öylede için için çözmeye çalışırım problemlerimi...
daha başka şeylerde varda... yazsam ne yazmasam ne......
yeni kararların vakti geldi sanırım... herşeyin hayırlısı diye başlamıştım ve buydu hayırlsı galiba...
ister burda kalim, ister kalmiyim... buranın iş bilmez ve beceriksiz insanlarca donatıldığını görüyorum...
ve sağlıklı her vucudun yediği şeyi analiz ettikten sonra vucut için zararlı olduğuna kanaat getirdiğinde kusması gibi... burada olanları yiyip, içime sindirmeye çalışıyoruım... ama kusmamak içinde direniyorum... çünkü artık midem bulanıyor.
üzücüeklenti: tavuk da ölmüş.
16 Eylül 2009 Çarşamba
cesurca yapılan şeyler...
ES- ES Işık Hocadan anlayana sivrisinek saz - Es Es Dizisi
Yükleyen koyuqri. - Classic TV and last night's shows, online.
bir eşikteyim. şu her insanın bazen vermeye mecbur olan zor kararlardan hani. gerçi ben öyle görmesemde, bunun bir değişim olacağıda kesin.
kısacası; memleketten çağılıyorum arkadaş! hemde ısrarla.
küçük bir kasabadır, benimkisi. bir yerlere arabayla giderken yolun üzerinde gördüğünüz diğer tüm kasabalar gibi.
adı, çiftehan. niğde ye bağlı bir yer. başkan ısrarla...
'ismail çok işimiz var kaplıcada, burda adam yok yapacak, hem senin yarı memleketin'
diye ısrarla belediyeye sokmaya çalışıyor beni. birazda kendini düşünüyor ya!...neyse
bir sürü dezavantajı yanı sıra, kendine has avantajlarıda var elbet.
olurdu ya , sınava girersin soru kağıdı sana bakar, sen soru kağıdına...
'mallamak' mıydı onun adı! işte ondan.
şu anda olduğumdan daha başka, daha garip ve daha zor bir hayat geçiriyorum.
bir eşikteyim, düşecek gibi...
bir eşikteyim,belki tüm güzelliklere kanat açıp uçacak gibi...
gerçi on yılımı geçirdiğim bu yerden gitmek, herşeyi sihirli deynek misali değiştirecek değil.
çünkü hayat hiç bir zaman öyle olmamıştır.
şimdi sık sık düşünüyorum...
stresten daha uzak, sevdiklerine daha yakın, yıldızları izlediğim, temiz havası ve suyu olan; ama daha monoton, yer yer sıkıcı, boğucu, iş imkanlarının daha sınırlı, iklimsel şartların daha zor, on yıldır bin bir zahmetle edindiğim arkadaşlardan uzak bir yerde çalışmak mı?
yoksa...
piyasada bağırıp çağırarak iş yaptıra bildiğin, sahtekar insanların 'işi biliyor' olarak kabul gördüğü, stres ve trafik yumağı olan; ama her şeye rağmen güzel, 'köşeyi dönmenin' daha kolay olduğu, mesleki görgünün çok daha yüksek olduğu bu yer mi?...
hayat bir garip yahu!... ilk okulda sınav telaşı vardı, şimdi de bu ve benzeri şeyler.
şimdi ise...
herşey daha muğlak...
18 Mart 2009 Çarşamba
Çiziyorum Öyleyse Varım....
--ey vallah birader deyip gittik...
muhtelif yerlerini daksilleyip proje üzerinde revizyonlar yapıldı...
normalde olsa belki yeniden çıktı alırdık yaa.....
...amann boş ver!!!
demişliğimiz akabinde değiştirdik hemen ... zaten yeni çıktı alsan daha fena bir sürü imzayı yeniden taşıyamamız gerekirdi...
belediye binasında sabah 8.. akşam 5 .... proje daksille ... proje çiz ...akşam ettik efendim işte... 5 tane şu yeni tip şerit tipekslerden kullandık ama canımız saolsun.... hatta kırtasiyede bile bitti.... bu arada değişik markalarda kullandık ...en iyisi Niko diye bi marka....
haaaa kırtyasiyeye gitmeden önce para çekim dedim garanti , ATM si için 15 dakka yürüyüp .... 5 kişilik sıraya girdim ...önümdeki abla parayı çekene kadar ....öldüm kiiii ...tam o çıktı.... ATM '''geçici olarak hizmet dışıdır '' dedi.... :)
hayır bide geçici olarak diyor sanki.. sadece '' hizmet dışıdır'' dese ne olacak ki.... ben ATM ye bakıp
her halde komple sökecekler burdan..malumm ''geçici'' dememişler ....diyecek halim yok yaaa...:)
aman işte efendim kafamda hala aplikasyonlar..ölçüler ve kotlar var idare edelim...
resimdeki el benim elim elbet....:)
bi süre sonra kendimden geçip proje hesaplarını elimede yapmışım .... dört işlemler proje hesabı için... ama akşama doğru halet-i ruhiyemin kontrolden çıkması ile şekil A daki hale dönüştü... resmini çekeyim demeden önce boynu bükük laleyi eklemeyide uygun gördüm efendim...
....
dört işlemler...
SOS....
boynu bükük lale...
Belediyeye olan aşkımı ?! itirafım ve....
çaya verdiğim son 50 kuruşun ödeme çizelgesi.....
..
çiziyorum öyle varım demek istiyorum....
bide yarını var bu işin ...hayırlısı artık....
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
