otobüs etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
otobüs etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Şubat 2010 Pazartesi

Erciyes Mimarlık...


geçen hafta iyi bişeyler oldu.. yazmak ise bugüne kalmış...

... işle ilgili olarak, eski ve yeni belediye başkanlarına aklıma geleni söyledikten sonra.... geçen haftanın üç gününü şekilde görmüş olduğunuz erciyes mimarlık fakültesi yüksek lisans programına başvurarak geçirdim...

aylar öncesinde yaptığım internet araştırmasında bana en yakın olan iki üniversiteden biri olan erciyesi fark ettim... aslında biraz uzak sayılır ama olsun dedim... ilk başta çukurova diye tuttursamda... sonradan
''zaten bir ayağım adanada diğeride kayseride olsun.. zaten buralarda hayat yok.. dışarı çıkar kafamı dağıtırım'' şekilde başladı herşey...

başvuru için iki günden ilki olan pazartesi günü koştur koştur vardığım da kayseriye, saat 15.30 civarıydı... ama başvuru için gerekli olan ALES in orjinali diye tutturdular, oysa zaten ösym kendi sitesinde yayınlıyordu, notları...
yapmayın hacılar- hocalar... desemde dinlemediler...
her neyse...
bu belgenin ankara bilkentteki ösym merkezi dışında başka bir yerden alınamayacağı ortaya çıktı... bu sırada aramadığım kimse kalmadı ankarada... ama nafile, ve uğraşırken saat 17.00 oldu. böylelikle geri sayım başladı... akşam doğru, ankaraya gittim gece otogara 03.00 de vardım ve saat 7.00 ye kadar otogarda yattım... nasıl gideceğimi bile kestiremediğim ösym merkezine bi şekilde gittim ve apartopar kayseriye döndüm... dönerken şarjım bitti ve şarjı doldurayımderken molada otobüsü kaçırdım :)... Allah'tan muavin sayıyı hemen almışta çok geçmeden ileride durdular ben zor zoruna koşarak yetiştim...sonradan çok düşündüm ki, hayatımda bir molada kaçırdığım ilk otobüstü... kayseriye indim, öz geçmiş... noter... kırtasiye işleri... ve saat 16.30 civarı, son anlar diye bileceğim bir saatte başvurumu yaptım.. tabi bu sırada telefonlarım ve sinir harbi devam ediyordu...

o akşam çiftehana döndüm ve ertesi gün.. ingilizce sınavım olamasına rağmen kabul edildiğimi öğrendim...

ama akıllı üniversitelilerimiz(!) asilen kazananlar için tek bir gün zaman verdikleriden... perşembe sabahı maraton, yeniden başladı... (cuma günü kayıt hakkı yedeklerindi)
daha kasabadan çıkarken beraber otobüsü kaçırıdım (bak burda biraz suçum var) ve elimde telefon ile, otobüsü, merkeze haber vermek suretiyle durdurdum... bir kavşaktan bir kavşağa koşarken, karlı ve soğuk bir havada koşmanın ciğerlerimi nasılda acıttığını, şu an bile hatırlıyorum, yaklaşık yarım saat 'oksijenli' soluma devam ettim...

sonrasında...heryer kara teslim olduğum için herşey dahada stresli geçti..
ilçede otobüsü 30 sn ile kaçırdım...
diğer otobüs normalde 45 dakika geç çıktı...
yolda trafik durdurdu ve zincirsiz geçmemize izin vermedi...
zinciri takamadık ve zaman kaybettik.. zincirsiz devam etmek szorunda kaldık... araba kaymasın diye dua üstüne dua ettim...
niğde de otobüs servisi önümüz sıra gidi verdi ... yaklaşık 45 sn ile onu bir kez daha kaçırdım..
kayseriye otobüs bulamadım...
neyse ki; otogara, diğer otobüsler kalkmadan 7 dakika önce yetiştim... çok şükür bi tane buldum...
kayseriye 15.55 te indim.. fakülteye gitmesi gereken servis, beni üniversiteden uzak bir yere sürükleyince taksiye bindim... taksi kampüsün yanlış yerinden girince enstitüye alakasız bir yerde indim önce bankaya ve sonra enstitüye koşmam sırasında artık ciğerimin yanmasını hissetmez haldeydim...
ve nihayet kayıt yaptırmak için saat 16.57 de binaya girdim ve kayıt alan arkadaşlarla birlikte 17.05 te çıktım...
hayatımda bu kadar yoğun kaç haftam oldu bilmiyorum...
haa!! sonrasında yine koştum zira dönüş için otobüs 18.00 deydi.... otogara otobüsten 10 dakka önce varabildim...
sonrasında eve canımı zor attım...

şimdi en büyük korkum... lisans üstü bu kadar zor başladıysa, acaba yine böyle sürer mi...
eğer böyle sürerse iki aya kalmaz bırakırım valla :)...
haftaya ders seçimi varmış... sonra dersler...
hayatımda yoluna oturan güzel bir hedefim şu an için bu galiba.. ancak günü birlik kalacağım yerleri nerden bulacam bilmiyorum... işimle beraber nasıl yürütecem bilmiyorum... ve daha kim bilir neler çıkacak karşıma....

kalacak yer için, en iyi fikir okul yurdu gibi gelsede.. yurtlar, yüksek yapanları kabul etmiyorlar haklı olarak...

bu hafta ders seçimi...bana kolay gele... umarım bundan sorası daha kolay olur :S... en gıcık aldığım şeylerdendir, başladığın işi bitirmemek/bitirerememek...

yılışıknot: şimdi okulu olduk... anfileri doldurduk... yaşasın okulumuz okul bizim yuvamız...

12 Mart 2009 Perşembe

Otobüs.....

bizim orda TEM üzerinde... gayri resmi bir otobüs durağı var .... hani varya otoyolda durmak ve duraklamak yasak olan TEM .... haaaa işte o....
orda bi tane durak var ...
gerçi günahını almiyim TEM değil tam olarak bağlantı yolu...
neyse o durağa her gün gider gelirim efendim... son günlerde bi değişiklik var .normalde yağmur çamur malüm... balçığın içinde yürüye yürüye gidiyoruz.... ben hiç gocunmuyom da millet buruş bir surata ayakalarını temizlerken görmek pek hoş olmuyo... ammaaaaaaaaaaaaa artık öle değil ..devir değişti...
niye ?...
seçim var :))...
artık bizimde durağa bağlantı yolumuz var .... hatta gördüm bordür falan koyuyorlar... muhtar mı belediye mi... büyükşehir mi bilmem... öyle siyasetle falan heç işim olmaz ama istiyorum ki her daim seçim olsun.. şöle yılda bir falan ... neyin kötüsü yani :))..
bi ara üşenmessem fotosunu çekecem... ahım var valla...:)
bide enteresan bişidir ki....
orda otobüs durur....
insanlar otobüs bekler...
oraya ulaşak diye yol/bordür bile döşerler....
ama... gelgör ki orası otobüs durağı değildir.... :P
İETT ye sorsan inkar eder durağını..... hiç bir hatta görünmez..
söylesen böye bişey .... duran otobüslere bile ceza kesilebilir yani... :)
heyyy gidi canım memleketim....

bu arada tüm otobüslerinin yukardaki resimdeki modelden olamasını istiyorum.... biri böyle bir söz verecek olursa hiç üşenmem.. en az yüz tane oy bulurum ona :).. kim olursa yeter ki insanlara değer verildiğini göreyim...

14 Şubat 2009 Cumartesi

Anadolu'da İki Gün

Şimdi burda İç Anadolu'nun bozkırında deniz gibi hafif dalgalı ve boş bir arsaya bakan bir pencerenin önünden yazıyorum.... deyzeoğlunun ofisinden :)... yabancı bilgisayarda hiç blog yazım olmamıştı ..biraz garip bişi..birazdan biri kaldıracakda ..yazı yarım kalacak gibi ... amaaan..ne önemi var :)... buralar aslında güzel ama uzun vadede sıkıcı oluyor yinede ..insanoğlu ne garip ... kalabalıkda ferahlık istiyo... ferahlık oluncada monotonluk diyip hareketli yerlere kaçıyo....:S
soğuk kanlı hayvanlar gibi.. güneşde çok ısınınca gölgeye ...gölgede çok durup soğuyunca güneşe kaçıyoruz...
asılda kalabalıkdan kaçıp geldim ama sabah beri iş telefonları ile uğraşıyorum :S... neyse ki şantiyedekiler beni hala istanbulda sanıyo :)... home ofis gibi bişi yapıyorum...hatta arayıp fırça bile attığım oluyo...hehehe....
yok yok ... öyle çalışanı ezen bi yapım yoktur ama ... suçumu bastırıyom galiba...

...aaabi de otobüste gelirken Niğdeli bi teyze denk geldi arka koltuğuma :)... Annemde Niğdeli yaaa konuşma aynı zaten... biz İstanbulda iş..teknoloji... verimlilik ..şu bu diye tabiri caizse yırtınıyoz ...Anadolumuz teknolojiye bambaşka bakıyo onu bir kez daha fark ettim... şöyle dedi yanındaki abiye
..
-hmmm.... arçelik mi... yok yok alma onu... bozdu onlar artık eskisi gibi yapamıyorlar... öncedendi ...
bosch..alsın...en iyisi o....
öbürleri bozdu...hepten

bi şok geçirdim ...
bende geçen yaz Bolu arçelik fabrikasında bi ofis binası yapmıştım ...adamlar teknoloji ithal ediyo.. olmadı kendileri buluyo o derece yani... ama insanımız kestirip atıyo....:)
''yapamıyo onlar öncedendi '' :P
bunu niye anlattım ...:)
çünkü bu cümleyi şiveli bir ağızdan duyuncaaaaaa... anladım ki Anadolu 'ya gelmişiz... :))).
haaaa.... unutuyodum.... bugün sevgililer günü... büyükleri arayın ..ellerini öpün :P çocuklara harçlık verin... dargınları barıştırın.... eve şeker alın.... hadi bakim...
sevgililer gününüz mübarek olsun :)