
herşeyin ardarda yıkılması olabilir... hani domino taşları gibi.. ama biz daha ziyade memleket olarak okey taşlarını tercih ederiz... işte öyle bi anda yıkımaya başlarlar durdurmak hem imkansız hem gereksizdir... seyrine dalarsınız yarım yamalak bitirdiğiniz o şeyi
tamamlamadan yıkılırsa geriye dönüşü de çok zordur ..bir daha elimizi bile sürmeyiz hatta ...
ve kaybedilip yeniden kazanılan şeyler gibi yeniden yapmak belki aynı tadıvermeyecektir...
küçükken oynadığımız toplara diken vb şeyler batınca hemen çamur veya sabun ile o ince küçük kılcal deliği kapatma teleşına düşerdik... ama geçici çözümler olduğunu daha iyi anlıyorum
yani herşey yıkılmaya başladıysa hayatımızda ... o okey taşları gibi bazen yanlızca seyre dala biliriz... ya da o top gibi ..hani patlamışda hiç patlamamış gibi davrandığımız ...telaşla top inmeden oyunu bitirme çabamız olabiliyor.....
ve doğanın kuralları... fizik..kimya... bize hiç deymeden adeta... bizi nasıl etkileyeceği düşünmeden ... müdahelesini yapıp gidiyor...
telaşemiz sonuçsuz kalmaya mecburdur...
ve kaybettiklerimiz...o şeyler.... o kadar çok şey sıralana bilir ki...
düşen bozuk paralarımız.... yüzüğümüz...bilgisayarda bir klasör yada daha acıları... eşlerimiz.. babalarımız... sevgililerimiz olabilir... nalet kurallarca hepsi 'kayıp' başlığı altına sıkıştırılsada ... öyle olmadığını daha iyi anlamalı ve tekrarlamalıyız...
bir insanın istediği gibi olamamak... birinin istediğiniz gibi olamaması... tepki ve sevinçlerin aynı paydada bulunanamaması. ...
ve aslında en sevdiğim sayı gurubları olan ve sonsuz sayıda asal olan sayılar gibi....
5-7 gibi.... 7-12 gibi.... 84-97 gibi... 1039-1529 gibi her daim aralarında asal olan ...sanki 'asil' gibi duran... ama bu asilliğin bilmişliğin ızdırap veren bir hale gelmesi...ve birbirerinin ortak bölenleri yok olduğu için ... sadece kendi kendilerini anlaya bilen ve bişey ifade edebilen ...ortak bir payda bilincinin çok garip yeni ve yabancı sayılar oluşması, mesela 7-12 için 84 gibi ve bunun hemen akabinde hiçde bilmediğin bu şeyler yerine.
6-12 yada 24 - 96 gibi bişeyle daha çok OBEB yapmak istemen ..ama öyle sandığın birilerinin... yada kendinin öyle olmadığını yine aynı ızdırapla fark etmen...
.
yani eminken o kadar 24 lüğünden .... 96 diğeri iken ... bi sabah senin durduk yere 23 gibi uyanman saçmalığı yada diğerinin 97 ye dönüşmesi bir dolunaylı gecede... ve bunları hiç anlamadan öylece baka kalman ..bu sırada...
hayatındaki sevdiklerinin... paylaştıklarının ..piskolojinin...ve diğer belki herşeyin erezyona uğrar gibi... değer verdiklerinin kayıp gitmesi... boşluk bilinci... ve dahası ile ''kendi hayatının'' aslında o kadarda kendine ait olmadığı görmen ... hep yarım kalmış bir tablo gibi .... genel hatları bitsede ... minik kıl bir fırça ile günlerce tualin önünde dans eden bir ressamın esas gerekli olan şey olduğunu anlaman ...
...
..
.
masadaki hesap makinemin pili bitiyor... sadece masa lambamın altında ışıkdan enerji toplarken kullana biliyorum... 0.9 kalem ucum bittiyor.... üç gün içinde evdeki ve ofisdeki bilgisayarım ikisi birden çöktü... değer verdiklerimin gözünde değersiz olduğumu ..onların gözüyle de onlara değer vermemiş olduğum hislerini görüyorum.... sınavlarıma hazırlanamıyorum... kitap okuyamıyorum....
.
belkide bunları hakediyorum....
