
annenin evde olmaması durumu vardır...
bulaşık... çamaşır... odanın toplanması gibi şeyler elinize bakacaktır elbet... bura kadar bişi yok hacı..
daha basit şeylerdir problem.. yani sorunları sıraya koyup çözerken, atlanan ufak işler, soradan problem olur.
bunların en önemlisi biriken ve yıkanan çamaşırlar içinde kuruyan çorapların eşlenmesidir. sabah bütün yapılması gereken şeylerden sonra... çok az zamanınnız kalmıştır, evden çıkmak için... bi anda... ansızın.... çamaşır leğenin yanında bulursunuz kendinizi... basitcçedir... sadece bir çorap alıp gideceksinizdir. lakin, öyle olmaz... envai çeşit çorabın içinden eşlertirme yapmak, bu son anın işi değildir.
bakar...
bakar... bakarsın... tüm çorapların koyu renk olması apayrı bi sorundur.
seçer giyersiniz...
veee...
hiç umursamadığınız bi anda biri çorabınızı görür..
'' aaaa.. yanlış giymişsin' der...
hakkaten bakarsınız... sanki biri çorabın bi teki 256siyah gibi, dururken diğeri 258siyah... gibi durur...
bu nasıl fark edilmiştir başkası tarafından .... ve gerçekten düşman ayağa mı bakardır?...
hatta bi anda dalar ''neden düşman ayağa bakar ki...'' dersiniz...
annenizi özlersiniz... sonra bu özlemi çorap kavramına bağlamanızdan ötürü... kendinizden de soğursunuz...
insan hep çıkar ilişkisimi gözler sorusu gelir akla...
sonra bi çay daha istenir...