20 Kasım 2009 Cuma

Hiç Kimse Hakkında Her Bişey/ Doğum Günü

Çoğunlukla sorunlar ve çözümleri çok farklı yerlerdedir... yinede bir rüzgar çıksa.... buluşur anahtar ile kilit.....bunlar doğal çözümlerdir ama bazen biraz yardım gerekir...
hadi ayağa kalkın.... balonlara tutunun... ne çözümleriniz çok ulaşılmaz yerdeler ne de problemleriniz...

**
Şu yukardaki yazı ve çizim altı ay önceye ait sanırım ve uzaktaki dostuma diye bitiyordu...
**
**
Bu yazının yayın tarihimden bir kaç gün sonra ki 25 kasım gayri resmi doğum günüdür blogumun :)
ama blogla nasıl tanıştım yazısı olsun istiyorum...çok değil tabi... bi sene olunca öyle ilkokuldan bahseder gibi olmaz yazı....
Olay şu arkadaşım... aslında iş yerinde, kendime ait bir nick düşünürken ki google ile munasebetimden ibarettir blogla tanışmam...
'yauvv! ne yazsamda böle aslında demek istediğimi en baştan belli etsem' gibi ... öyle deli modunda iç geçirirken... ilham ararken yani... google a yazdım bişiler...

'hiç kimse hiç bişey ' (buna benzer başka şeylerde olabilir)
ve hickimse-hakkinda-herbisey sitesi çıktı
'ahaa... bu şey... bu yazı... yok bu yazı değil... site... word ün bi yerinde geçiyo bu şey... yada PDF mi... ne bu yahu.... günlük bu şey... ama günlük yayınlanır mı hiç kilitli defterlerin icadına ters yahu..''...
şeklinde :) devam eden boş adam yaklaşımıyla başladı herşey ve devam etti... Bakmayın doğum günü falan dediğime...bu biraz da Çilek ten bahsetme yazısı.
E zira ... doğum günümde sadece onun yazılarını okumuştum, geçen sene :)

O zamanlar Van'da hizmete ve ya nasıl derler zorunlu hizmete başlıyordu Çilek.
-Hiçte sevmem bu lafı, biri gönül razılığıyla bile gitse, inandıramaz insan 'ben istedim orayı' dese mesela, ıhh, kimse inanmaz... her neyse-
Hepimizin hayatında zor dönemler olmuştur.
O'nu tanıdığımda da -sanırım- o kadar süper bir dönem değildi, O'nun için...

*
*
*
O gün için kaç tane yazısını okudum hatırlamıyorum; ama kompoziyon notu öğretim hayatı boyuncaki ortalaması 60 olan benim için 'yazabilen' insanlar acayip değerlidir. tabi bu günlük tadında olunca insan yeterince iyi tanıya biliyor karşısındakini... sonradan bununun böyle olduğu daha iyi anladım blogda...

Her insan büyük yassı bir levha olsa ve biz bir yerinden -tüm özelliklerimize ait çiviler ile- çivilesek onu bir çıtaya ... sonra da tutup bir kulağından çevirsek, pervane gibi döner .
İşte hayatımızda sökseler her özellikteki çivilerimizi, ölmeden önceki son çivimiz en önemli vasfımız olacaktır, bence.

Çilek için sanmaktayım ki, bu şey en baştan beri 'aidiyet ve sahiplenme' dir.
Bu bazen aileye...
Bazen sevgiliye... milletine... mesleğine... arkadaşlarına... çocukluk anılarına ya da patikte bulunmuş bir saç teline... hatta sonradan gördük ki blog sayfasına ya da küçükken babasının masasının altına saklanmış 'kişisel eşya'larınadır :). Aidiyet ve sahiplenmenin özünde ciddi bir 'sevgi kimyası' olduğundan bahsetmeme gerek yok sanırım.

Bazen insanların şeffaflaştığından bahseder Çilek, ama daha ziyade 'ardını görmek' der bu şeye... sanırım şeffaflaşmak diye ben söylüyorum ve ya onun bu lafını çarpıtıyorum...
ama öyledir sahiden de... bir akvaryumdaki balıkların her hareketini görmek gibi, kuyruğu bir birine deymeyen onlarca uçuşan fikrin seyri gibidir bu. Mesela; anneyseniz çocuğunuzun göz kırmasına dahi anlam yükleye bilirsiniz.
Peki; hiç tanışmadığınız, gerçek bir dostluk kurmadığınız/kuramayacağınız ve hatta alalade tokalaşmadığınız birini şeffaflaştıra bilir misiniz?...
değer verebilir misiniz...?
önemseye misiniz...?

bu oluyor işte... onu diyorum... (ya da bende oluyor)

Belki bazı fikirlerimiz örtüşmez, bazısıysa bire bir tutar elbet... ki oturup sohbet edilse bunlara onlarcası eklenir tabiki.

Mesela o kahramanlardan bahseder. Yoğun ''bir sıvının içinde dibe çökerken'' bazen. Ya da boğulurken ki çırpınmada, kahramanların yokluğundan yakınır, onları 'tatilde olmak'la suçlar... bencesi ise, öyle kahramanlar yoktur hayatta ve onların sevgilileri içinse hayat daha zordur. Superman, Örümcek Adam ya da Hulk un sevgilileri hep tehlikededir. Yani kahramanlık sevgili için başlı başına sorundur, hatta Redkit ve Batman nin sevgilisi bile yoktur.- ki bu da beni doğrular-(Bide Kalamiti Ceyn vardı; ama onuda en iyi Ayro bilir :).. )

Van'daydı demiştim ilk tanıdığımda...
Sonrası zorunlu hizmet... nöbetler... duygusallık... nöbetler... TUS... sonra yine duygusallık... istifa... ardından duygusallık... Ankara... TUS... ama ara ara hep duygusallık...:S

Ki yazılarının hep güzel ve dikkat çekiciliği burdan gelir... ''aa aynı ben'' diyen çoklarını gördüm yorumlarında... benimde yorumlarım oldu... Blog dünyasındaki yorumlarımı yazılarımdan üstün tutmuşluğum vardır. Bu yorumlardan en beğendiklerim çoğunu yine Çilek'in sayfasına yapılmıştır. Önceleri sizli bizli, sonra biraz daha rahat ve nihayet çizimli dialoglar... ama hep değerli ve seviyeli olduğunu düşünmüşümdür. Belkide doktora saygı hamurumda vardır.

Moral vermişliğimde olmuştur, destek verdiğimde. başka yollarla supriz yaptığımda, belki mutlu ettiğimde... hepsi iyi değildir ama :) 'tedirgin' etmişliğimde olmuştur. Bana telefonda ayar vermişliğide:) (kendi bile bilmez bunu ..)

Azrailin ordusu...
Tohumun toprakta çatlaması...
Aynaya makyaj yapmak...
Sıcağa ve soğuğa maruz kalan çöl kayası...
Ayna...
Atom ve denklem...

Hatırladığım kısmi yorum başlıklarıdır...

Şuracıkta belirteyim ki, blogdan -aynı döneme rastlayan ilişkim için- karşı cinsi anlamaya dönük yararlanmışlığım vardır... Peki ilişkini kurtara bildin mi İso ya da bir yoluna soka bildim mi? dersek.
Hayır... koca bir hayır.... ama kısmet diyor geçiyorum burayı; zira herşey istediğiniz gibi olacak diye bişey yok hayatta... yabancılar 'ruhunu şeytana satmak' tabirini kullanıyor imkansız ve ya istediğimi şeylerin gerçekleştire bilmesi için... vee .....aman her neyse...
*
*
Velhasıl-ı kelam bir sene geçmiştir böyle. Aradaki altı aylık blogumu kapattığımda bile takip ettiğimler arasındadır Çilek...

Şimdilerde memleketinde... ve zıp zıp zıplayan TUS denen çekirgeyle uğraşıyor :) bir yandanda fotoğraf kursuna gidiyor. ha birde karakalem yapmak istiyorum demişti bir zaman. belki onunda kursuna gider. Sayfasını izlemeye devam edin...
İnanıyorum ki, yaşam sevinci, mutlu olabilme-mutlu edebilme kabiliyeti, düşünme yetisi, zeki olabilme, değer vermişlik, aidiyet.... ve dahası, Çilek'e güzel bir gelecek sunacaktır, eminim!...

Herşey gönlünce olsun Çilek...
saygı ve sevgiler.....
.
..
ve son olarak... iyi ki doğdu.m

Not: Zaman ayarlı, iki yazıdan ikincisidir.

5 yorum:

komançi dedi ki...

benimde ilk okudugum blog sayfasıydı ıvır zıvır..

hiç kimse hakkında her bişey dedi ki...

..
şaşırdım..
mutlu oldum..
ne biliim. sanki bunca süre boyunca dibimde beni izleyen biri yazmış gibi hissettim. taa önceki yazılarımdan cımbızla çekilmiş ufacık anlamlı cümleler.. ne biliim, duygulandım..

cilek duygulanır, biliosun :)

ne diyebilirim, teşekkür ederim. iltifatların için d, desteğin için d, nazik hediyelerin ve sürprizlerin için d.. tedirgin eden d oldu ama özünde hep uğraş ve emek vardı. teşekkür ederim..

bana dair yaptığın bu çıkarım ve analiz d, tıpkı diğer çizimlerin, sayfama bıraktığın yorumların, hediyelerin kadar değerlidir. 'iltifat' düzeyindeki cümlelerin için d teşekkür ederim, yine d asla o kadar iyi yazamadım.

teşekkür ederim.
bi kere daha..
Çilek.

öykü dedi ki...

sen de ıyı kı dogdun ıvır ve ıyı kı yazıyrosun
sevgıler

komançi dedi ki...

ilkler unutulmuyor demekki. bende ıvırı hiç unutmıyıcam :)

ıvır zıvır dedi ki...

doğum günü kutlaması için teşekkürler Öykü Hanım :)....
*

Diğer iki yorumcu doğum günümü kutlamamış onlara teşekkür yok hıh!.. :P